annemi özledimmm

30/11/2007

Annemmm...
Sensizliğimle dört seneyi daha bitirdim özlemini içimde çoğaltarak
ve her yeni güne senin hasretinle uyanarak...
Hani derler ya, anne olunca anlarsın anneliğin ne demek olduğunu ve annelerin değerinin ne kadar çok olduğunu diye;
Ben anne olmadan da biliyorum anneliğin ne kadar kutsal olduğunu
ve annelerin değerinin hiç kaybolmadığını...
Seni  çok seviyorum annemmm...

Yemeklerini özledim...
Anne sevgini katarak bizim sevdiğimiz yemekleri yapmanı özledim.
Hani her bayram biz gelmeden hep aynı yemekleri yapardın ya;
erkek kardeşim seviyor diye kurufasülye, hepimiz seviyoruz diye yaprak sarması.
Nasıl iştahla yerdik tıka basa o yumuk yumuk ellerinle yaptığın,
içine kimbilir yüreğinden bizim adımıza neler kattığın
o annem yemeklerini...

Sesini özledim...
Hergün aynı saatte telefonla beni aramanı özledim...
''Kızımı bir arayıveriyim dedim,, deyişini nasıl özledim anlatamam
canım annemmm...
İlk günler aynı saatte çalan telefonlara nasıl da koşturuyordum bir bilsen 
annem, arayanın sen olmadığını bile bile...

Gülüşünü özledim...
Hani bizden gizli birşey yapsan da biz bilirdik senin ne yaptığını da
sana söylediğimizde muzurca gülerdin ya annem
işte o gülüşünü özledim.

 Anneliğini özledim...
Beni sarıp sarmalamanı, öpüp koklamanı...
Seninle yaşadığım iyi, kötü her anımı özledim annemmm..

 

Annemi özledim...
Canım annem demeyi özledim...
Ben annemi çok özledimmm...

Seni çok seviyorum annem...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

başlıksız...

12/11/2007


Gülerken birdenbire ağlayıverirdi.Herşey ve herkes onu incitmeye başlamıştı.Dışarıya karşı kalın bir duvarı vardı.Işıktan kısılan koca gözleri, insan görmeye dayanamaz olmuştu.Ne bir kelime, ne bir dost kimse onu avutamaz olmuştu. Gözyaşları...Sadece gözyaşları onu rahatlatır olmuştu.Boncuk yaşlarıda akmıyordu artık.Kalbinde sıkışıvermişti.bir anda sadece bir anda yapayalnız kalmıştı ve soruyordu durmadan kendine, ya siz, ya siz!? kaldınız mı bi başınıza, annesiz gibi, babsız gibi?O köşede, yine o köşede birinin ayak parmaklarını ısıtmasını bekliyordu.Ve saçları...Yerde yolunmuş saç telleri...Hınıcını hep onlardan aldı.Unutmamak için yaşadığı acıları.Her seferinde hayatını tekrardan temize çekti.Gerçek olan tek birşey vardı oda 22 yaşında kimsesiz kaldığıydı.Ne bir dost ne bir sevgili...Tek bir kişi vardı onu anlayan.''Mantık kuyusu''...İkiside ağlarken tuvalet kâğıdı kullanırdı.İkiside kendini dünyaya kapatmıştı.gayret, az daha gayret.Tek hayalleri vardı.El ele verip, hiç görmedikleri bir şehrin ırzına geçecek ve orda öleceklerdi.Kim daha erken uçuverirse, diğeri ona kefenini hediye edecekti ve temiz alnına bir öpücük kondurup, onu sonsuz huzura yollayacaktı.Ama tek bir gözyaşı dökmeyecekti, küçük yüreğine sıkıştıracaktı ''diğeri'' acısını...''O'' ağlarken aynaya bakmayı seviyordu.Biraz daha acıyordu kendine...Eline yapıştı diğeri...Eskişehirde ölmek kolay, zor olan yaşamaktır dedi...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum.

12/11/2007

Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum.

Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum. Yoksun işte. Cümlelerim bile değişti sensizliğin vurgun saatlerinde. Herşey anlamsız, herşey kapkaranlık. Seninle gülümseyen satırlarım bak şimdi yokluğunda karamsarılığa büründü "Hayatımın hiç bir karesinde sevgi olmamıştı. Sevgi zannetmiştim yalanları, umut zannetmiştim karanlıkları. Hep severken terkedildim, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi haketmedim ben. Belki de hiçbir zaman sevginin sofrasında gülüşlerimle nefes alamayacağım."

Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz. Bıraktığın yerdeyim. Çok mu senden istediklerim ? Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim çok mu ? Haklısın. Ben sevgiyi hiç haketmedim..Hiçbir zaman da haketmeyeceğim.

Şimdi bu yazıyı okuyupta çok karamsarsın deme bana. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin. Sanma senin yokluğundan kanayan yaralarımın sancı değil çektiklerim. Dört duvar yalnızlığı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissediklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı öğretecektin bana ? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü " mutluluğa " boyamayı öğretecektin ? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım. Sevgiyi haketmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğin ağlıyor gözbebeklerimde....

Haklısın dünyanın en mutlu insanı benim. Yanılıyorsun, dört duvar yalnızlığında üşüyorum. Artık dışarıya bile çıkmıyor. Herşey seni hatırlatıyor. Dört duvar yalnızlığında yokluğunu soluyorum. Çok mu istediklerim senden ? Çok mu sana dair beklentilerim....?

Düşlerinde ellerini tutmaktan öte ne istedim senden. Karanlıklarıma bir avuç güneşinle gelmeni, gecenin avuçlarında uyumaktansa avuç içlerinin arasına kıvrılıp bir cocuk gibi senin yanında gülümsemeyi istedim hep. Gelmeyeceğini bile bile bir yudum sevgini diledim. Çok mu istediklerim ? Artık kelimeler anlamsız, çaresizliğim ise yapayalnız. Şimdi beni bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Çok şey istemiyorum senden. Yüreğime yüreğinle dokunmak, ılık nefesinden düşüp gülüşlerinden avuçlarına yuvarlanmak..Sadece gözlerinde demlenmiş umutları sesinden duymak, kirpiklerinde ıslanmış gözyaşlarınla kanayan yokluğunu yıkamak. Söyle hadi senden istediklerim çok mu sevgili ?

Senden hiçbir zaman yollarıma serilecek bir ömür istemedim. Ya da duygularıma sunulacak bir beden diledim senden. Asla senin yüreğinde bir yudum sevgi damlası istedim. Dilinde ıslanan bir kelime, iki dudağından havaya kanatlanmış bir nefes olmayı diledim ben. Biliyorum hiçbir zaman ellerimiz birbirini tutmayacak. Yüreklerimiz hep hasretin avuçlarında " imkansızlığı " yaşayacak. Lakin karanlıkların içindeyim. Ne olur nefesinden bir yudum " hayat "yolla. Seni soluyayım havayı solur gibi. Zifiri gecenin içinde kaybolmak üzereyim. Yokluğun kanarken ne olur bir avuç güneşinle karanlıklarıma gel. Karanlıkların içinde sonbaharda solan bir yaprak gibi düşmek istemiyorum kuru toprağa. Anla sevgili; gözlerinde saklı aydınlığına ihtiyacım var benim..


Eğer gelmeyeceksen sevgili ; bırak tövbeleri yarım kalmış günahlarını ser bedenime. Sevgiyi haketmeyen kalbim bari bir işe yarayıp küllerimden yalnızlık gülleri yeşersin yalnızlığın gölgelerinde. Bir yudum sevginle düşlerime gelmeyeceksen; bırak ta sensizliğin içinde avuç içlerinden kanatlanayım sonsuzluğun satırlarına. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım..

" Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme; gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel yalnızlığın gölgelerine. "

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Altyazisiz , bosluksuz , alintisiz bir hayat..

7/11/2007

Kime bu yazi? Bilmem… Belki de sanadir. Ben yaziyorum eger hissetmek istersen okumanin disinda o zaman sanadir bilesin. Gozlerin ne renk pek hatirlamiyorum. Bakamadigim icin sanirim. Herseyin bir baslangici mi olmali illa da. Ozaman sen bende ne zaman basladin bunu sormaliyim kendime. Hayir hatirlamiyorum. Cok mu onemli ne zamandan beri seni yasadigim? Zaman mi anlatacak bu duygunun gercekligini yada dogrulugunu. O zaman sen saatlere bak, gunleri say. Ben se senli yurek atislarimi sayayim.

Aglamak icin gözler ve gulmek icin bir agiz var yuzumuzde. Ne senin yüzünde bir gulumse me ne de agzinda bir tebesssum var. Uzaklara daliyorsun surekli. Seni oralardan cekip cikarmak isterim bazi zamanlarda ama belki de sen oralari daha cok seviyorsundur. Senin adina kararlar vermeye niyetim yok. Sen istediginde gelirsin buralara, oturur sohbet ederiz. Ask mesk anmadan illede sevgili olmaya kendimizi zorlamadan. Seni tanimlamayi cok isterdim ama hayir diyorum icimden. Hayir diyorum cunku kimse benim gibi tanimlamasin istiyorum seni. Benim gorduklerimi gormesin kimse. Bencillik diyeceksin belki. Dusunmem lazim bunu.

Ask sozcukleri ile donatmayacagim etrafini yada hediyeler sunmayacagim sevdigime dair. Biranda gelecek hersey aklima ve biranda yasayacagim. Planlamadan. . Ne kadar planlarsan o kadar yanildigini gorursun.

Altyazisiz, boşluksuz , alintisiz bir hayat. Yasamak veya yasamak adina. Ne icin yasiyorsun diye soranlara yasamak icin diyorum. Alnima yazilani Sorgulayarak koru korune yasamak bana gore degil. Suskun ruhum heyecanin en guzelini yasar seninle. Bir ruha dokunabilirsen aski baslatabilirsin. Bedenin aska dair hicbir onemi yok. Ellerini tutmadan da sevebilirim seni, gozlerine bakmadan da. Bazen fark etmeden baksam da engel olurum kendime. Sen hissedersin belki kendimi geri cekislerimi. Benden bu kadar simdilik…Turkce karakterlerle anlattim iste..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Anneler günü

13/5/2007

Bu gün anneler günü... Öyle uzun uzadıya bir yazı yazardım aslında... Böyle edebi edebi bir döktürürdüm ki, feleğin kendi feleğini şaşırırdı bizzat... Ama bana özel kalsın istedim bu anneler günü... Böyle öpücüklerle, sıcacık sarılmalarla geçsin... Canlı canlı... Ona yazacağımı yazıyorum zaten zaman zaman... Kısa bir süre önce yazdığım ''Adriyatik Denizim'' isimli yazım mesela... Mayıs arşivime bakanlar bulabileceklerdir... Bu gün buraya koyabileceğim en anlamlı şey buydu... Bu fotoğraf... Uzun saçları, güzel gülümsemeli bu minicik kız çocuğu... Benim annem... Annem o! Üstelik TV' de 'benim annem, canım annem' şarkısı söylettirilen bilmem ne marka kahve makinaları, ütüler, ve diğer mutfak aletleri kafi derece de midemi bulandırmışken... Ne de iyi geldi bu fotoğraf zamanın ötesinden... Bu şarkıyı bizzat çocukların söylediği yıllar... Anneye verilecek en iyi hediyenin gülümseme olduğu yıllar... Çok mu uzak bize artık? Çok mu? Bilmem...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sakin,sessiz...

10/5/2007

Seni istiyorum. Katıksız sevgimin kör bıçağı bilendi seninle. Bir düştü bekleyişler sakin, sessiz . Ardı ardına içilen sigaralar gelmeyen sevgilinin ardından edilen yalancı intiharcıklardı. Dokunamadığım, sevgimi anlatamadığım heyecanımın korkuttuğu kadın, karşımda duran, dokunamayıp ağlaştığım zamanların kargaşasıydı.

Umutsuzluğum akamayan gözyaşlarımın haykırışlara cevap verememesinden. Oysaki seni görmek bile kamçılıyor bedenimi. Bir İsa’dan farksız geriyorsun beni çarmıha. Sen ki baktığımda içimi gıcıklayan insan, şimdi bir başkasının masasında… Çay içiyor-dudaklarının değdiği bardağı saklamak için neler vermezdim- adamın biriyle laflıyor… Kim bilir belki de tıpkı bana güldüğü gibi ölümcül gülüşler savuruyor…

Elim ayağım titriyor şimdi. Korkulu bir bekleyiş hâkim bütün vücuduma. Sönen sigaralar ardı ardına, yalvarır gibi süzülüyor ciğerlerimde. Oysa ben seninle aynı beraber soluduğum ortamda, sana dokunmadan, yalnız sırtını ve mimiklerini izlerken, bin birinci kez aşık oluyorum yeniden.

Uçsuz bucaksız başak tarlalarında elin elimde koştuğumuz hayali düşüyor aklıma. Seninle yuvarlanıyorum sıcaktan çatlamış toprağın üstünde… Oysaki ben senin benim olamama ihtimalin üstüne kurmuştum düşlerimi. Seni görmeden yaşamıştım şehvetin adını ruhumun derinliklerinde. Sen ansızın çıktın karşıma. Her şey bir den oldu. Yağmur birden yağdı. Benim boynum büküldü. Kalbim ansızın durdu. Birden kızardı yüzüm. Oysa ben birden âşık oldum çocukluğuma.

İçini bilmem ama yüzün bensiz gülüyordu. Sebebi yoktu bu sevginin. Sonucu kaçınılmaz bir acıydı. Oysa ben ne dokunabildim yalnızlığıma ne de konuşabildim seninle. Senden diğerlerinden yani insanlardan farksız korktum. Kaçmadım hiç ama korktum. Sana olan sevgimin büyüyeceğinden, sahip olmadığım –olamadığım- nefesini nefesimde hissedemediğim, herhangi bir evde, damı olan bir ahırda, derme de ve çatma da yüzünü görememekten sesini duyamamaktan korktum. Bütün çıplaklığınla gözümdeki hayalinden korktum.

Sen yalnızlığımın nedeniyken bunu sana söylemekten korktum. Dokunduğum en sıcak akşamın aralık ortası olacağı kimin aklına gelirdi ki… Oysa ben seni kaybetmekten korktuğum için kaybettim. Farkım yok diğerlerinden. Yaşamında beraber olduğun hiç kimseden farkım yok. Ne mutluluk andını tutabilirim, ne dağ delebilirim. Uçsuz bucaksız bir sevgi vaadi sana, yalnızca sana, sunabileceğim.

Bütün bedenimden ziyade ruhum senin tekelinde. Üstelik adamakıllı sarhoş falan değilim, bütün aklım başımda. Kalabalığın orta bir köşesinden bulup çıkaracağın tipten çok da farklı değilim. Herhangi biriyim herkes için. Şimdi yokluğunun acısını çeken herhangi biri…

Kumsallarda gül bitmesi ütopya ne de olsa. Ben bitmeyen gülleri ezebilirim. Her yaprağını tek tek çiğneyebilirim. Ama tek bir gerçek var sevdiceğim tohumlarını rüzgâra bıraktığım aşk seni buldu konaklamak için. Ne sen anlayabildin bu yedi ceddini bilmeden küfrettiğim kaderin oyununu ne de ben anlatabildim sana.

Sadede gelirsek, bir yudum insandan farksız, sadece seni seviyorum ben.

Yitmiş bir aşkın son parçaları bu ağızda gevelenen. Artık üzülmeyeceğim ne yokluğuna ne umutsuzluğuma çünkü biliyorum bir tek gerçeği. Ben senin için herhangi biriyken, sen benim her şeyimdin.

İş bu sebepten seni sana bırakıyorum. Hayal kurmayı, beynimde seni yaşamayı, ruhuna sahip olma arzumu, kısacası tüm ideaları, idealarımı, terk ediyorum. Kırık dökük bir sevişmeydi bizimkisi nerede başlayıp bittiği belli olmayan. Oysa ne gelecek vardı hayatta ne geçmiş. Umuttan başka hiçbir şey barınmadı bedenim orta yerinde, her şeye rağmen. Şimdi umutlarımla vedalaşıyorum.

Dediği gibi, o çok hatta en az benim kadar sevdiğin(kim bilir belki benden de çok)

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

günlük 6

24/4/2007

Bugün mü..??
Bebeğini yitiren bir anne gibi sancılar içinde doğrulmaya çalıştım yatağımda. Neydi ki dünden farkı..? Sadece biraz alkol kanımla boğuşan ve izmarit kokuları yatağımın baş ucunda. Terlemem sıcaktan mı? yoksa, olmaz a 22 yaşında erken menapoza girmişliğin belirtisi miydi. Anlamadım. Mutsuz doğurdum güneşi bugün. Kimbilir hangi kara kediyle gözgöze gelip, hangi kadın kahkahasıyla irkilip, hangi tacizlere uğrayacaktım bugün. Gözümün altındaki morluklara rağmen attım kendimi sokağa.

Sabahtı, erken di... lezbiyenliğime takılıp, dem vuruyordum, kuşlara takılıp, güneşe yaklaşıyordum. Yaklaştıkça acıyordum, yanıyordum. Oysaki güneş umut demekti. Yoksa yanlış kuşlara mı takılmıştım? Bilmiyorum. Depresifliğim şimdi belirmedi. Annemin lezbiyenliğimi keşfiyle başladı sanırım, psikolog koltukları hep ürkütmüştü beni, sorulan sorular...yalan cevaplar... ve hayatım, kadınlığım...ve ben...

Yaşasın!!! İşte yanımdan geçen ilk arabayla tacizler başladı bugün de!! çok mu belli oluyor lezbiyenliğim?? yoksa yok mu beliriyorum insanlara? Bir ara başım döner gibi oluyor, yanımdan geçen kadına tutunmak istiyorum olmuyor. Tutunulmak istemiyor anlaşılan. Ters bir bakış ve ben toz oluyorum ordan yarı baygın... Bütün gün salınıp durdum kendimce bir oraya..bir buraya.. ordalıklardan, burdalıklardan SIKILMIŞTIM artık!!! hangi gündeydik bugün, hangi gündelik taciz kavramıştı belimizi acaba? Bir çift gözden mahrum, çalıların arasına saklanır gibi yürüyordum doktorlar caddesinde (ki doktorlar caddesinde çalı yoktur!).

Ruh aşımına uğramış insanlarla kaplıyken cadde, maskemi vermek istiyorum bir kadına ansızın duruyorum, duraksıyorum ya da... oysa ödünç bile almak istemiyor. Yükselir gibi oluyorum bir an, ayaklarım kesilmiş yerden güneşe sığınmak istercesine takılıyorum güvercine... o da ne güvercin yanık içinde. Lezbiyen mi yoksa bu güvercin diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Yırtar gibi çıkıyorum ana rahminden, acıtıyorum birlikte olduğum her kadını... sızlamaklı oluyorum, bir yandan sızlanmaklı öte yandan ağlamaklı.. nedir bu depresiflik, bu eziyet diye soruyorum kendime defalarca ama defalarca ve defalarca...

"psssttt lezzoya bak" lafiyla silkiniyorum, hatta tiksiniyorum!!! sorumun cevabı suratımda patlarcasına evin yolunu tutup soğuk duş hayalleriyle donuyorum. Odamdayım şimdi, kafesimdeyim yani. Bütün panjurları kapatıyorum kimse görmesin beni, kimse sezmesin beni... Yoo utanmıyorum!! anlık gizlenme, kamuflaj pozisyonu alıyorum sadece. yorganı kafama kadar çekip askercilik oynuyorum bi muddet. Yoo delirmiyorum!! saçmalıyorum sadece... Uyku güzel uykuu gel ve beni al diye yalvarıyorum şimdilerde... kulağımda tacizden kalma bir izle...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

günlük 4

19/4/2007

Cok hastayım! Benimle ölmeye gelir misin yarın? Gelmez misin... Öksürük krizleri ve boğazımda düğüm düğüm balgam olduğunu hissediyorum! Vücudumdaki mikroptan farkım ne? Sarılıyorum kanımı temizlemek üzere hemşireye!

Kokladığım kadınlar geçiyor damarlarımdan.. Vücudumdaki mikroptan farkım ne diye düşünüyorum! Çok hastayım! Son bir kez sevişir misin benimle? Korkuyorsun değil mi...? Söz! bütün mikroplarımı öldürüp, Dilimin ucuna sadece aşkı biriktirip öpücem seni... altında dilimin mikroplarım...

Dün geceydi, soğuktu.. yüzüm aya dönük sızmışım yatağımda... Sızmaktan geldi ne geldiyse başıma zaten! ben yine bir acı sızmışım, yine bir heves sızmışım... kursağımda kalan varlığınla uyandım bir an... ya da uyandığımı sandım... Öksürük krizi... bir heves daldım uykuya...o kadar çok heves etmişim ki farkında olmadan...sen farkında olmadan dokunmuşum sana..ki sen bunu yarın sabah uyandığında fark edeceksin! Sankiydi..belkiydi..ölümdü yaşadığım...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

kaybetmek için ii bir gece...

11/4/2007

Kaybetmek için iyi bir gece...Bir elim rulette, diğer elim kırmızı başlıklı kızda... Kaybedecek hiçbir şeyim yokmuş gibi konuşuyorum sevgililerimle...

 

aşklarım, aşıklarım, aşıkımsılarım... Kaybetmekten korkmadığım kadar korkuyorum kendimden... Bir psikopatın yaşantısıdır aldığım her nefes... Zehrimden ölür bu beden....ölürse şayet... Yandan kaykılmışım, fırtınaya eğilmiş, toprağa sarılmış.. Sokuşum kendi kendimi...en yüce haz..

Çarpıntıya mahaldir kulağımda sırıtan her güzel söz... Gel gör ki sözlere geçit vermez kulak zarım... Retinam görmez senden ötesini... Beynimde çakılı hançer, tıkanmış bir damardır çocukluğum.. Ufuk çizgisi kadar ulaşılmazdı özgürlüğümüz.. Durma.. Hadi yine ihbar et aşkı...et ki kalbime giden son damar da patlayıversin. İki bacaklı sürüngenler diyarında, olsun artık ne olacaksa! Beyinciğe mi atmalı suçu...yoksa dengesizlik serde mi var? Bilemedim..

Hangi kitap okundu da biz döndük yolumuzdan? Hayıflanmayı bırak artık. Çikulata tatmamış çocuklar var...bilir misin? Tentirdiyot'a bulanır her sonbahar... Yapraktan yarabandı... Ve yarası açıkta gezen onlarca çocuk... Aşkımız inlerdi hastane önlerinde... Şimdi? Kaybettim seni... Çocukluğunu... Çocukluğumu... Yine de mutluyum.. Dedim ya, kaybetmek için iyi bir gece..

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

günlük 7

8/4/2007

Sevgili günlüğüm, arım balım peteğim... Günlük gülistanlık bi gün geçirdim. Gülistan kim yoksa sevgilin mi:) ama sana acı bir haberim var sevgili günlük, gülistan gül'le kırıştırıyo haberin olsun hep beraber anılıyorlar...(fısıltı gazetesi) kırıştırmak nedir ki? bu nasıl kötüu bir tabir oldu!! işte seni de kırdım sonunda!! yazdırır mısın üstüne bir daha, değer mi kalemimin ucu sayfalarına... biliyorum benim için değmez!! Bebek olmak istedim bugün... bebek kokmak... o kadar masum olmak...

olmak...olmak...olmak...olasılıklar...olamamasılıklar...sılıklar geldi aklıma... aşklarımı düşündüm bugün!! aşıklarımı:) yaşanamamaşlıkları düşündüm yaşadığım aşkın içinde...ne zamandır düşünebiliyorum acaba? düşünebiliyor muyum acaba? kahve telvesi kıvamında sürdürdüğüm şu hayatımda kim yüzüme baksa tadım dudaklarındaymışcasına yüzünü ekşitiyor! Sancılar içinde kıvranan ishalli sevgililerim oldu, yudum yudum içtiler beni, yetmedim hiç birine... yetirememezlikler baş gosterdi bende dolayısıyla, dolaylı yoldan kaçış planlarına soyundum. Soydular beni bir bir..çırılçıplak.. yeşil.. çimenlerin.. üstünde.. yürümek.. istedim.. bugün..

Herşeyden uzak ama kendime yakın! allah'tan uzak ama sana yakın... yanıbaşında bir gün geçirmek iştedim bugün...tenini özledim sanırım... dikenli tenini...ellerime ayaklarıma batarcasına dokunmak iştedim...terine... şimdi bir anlam verebiliyorum seni düşünürken ellerimin uyuşmasına...anlıyorum aslında bende bir anlam bulamayışını!! anlık anlamlar içerisindeki anlamsızlık, işte o benim!! Yarın öleceğim geldikçe aklıma, gözlerin daha da belirginleşiyor biliyor musun... Yarın öleceğim...geldikçe...düşünceme...gözlerin diyorum...daha da belirginleşiyor...Ve bilmelisin ki..evdeki bütün saatleri geri alıyorum durmaksızın...durmaksızın dünü yaşıyorum...bir önceki günü sonra..sonra bir öncekini... sana yaklaştıkca günler gözeneklerim ter doluyor... ellerim neden kayıyor vücudumdan?

ilk bakışını anımsıyorum...gözlerim kayıyor... ansızın gözlerin değiyor dudaklarıma... esmer gözlerin... belirginleşiyor ansızın... Listeledim tüm sevdiklerimi, yazdım isimlerini birer birer günlüğümün en arka sayfasına... senin adını bir defter dolusu yazdım bilmelisin... 69 ortalı bir deftere 6969696969696969696969696969696969696960000... kere yazdım adını...Gözlerin diyorum...astım krizleri yaratıyor bende... oysa ben sana ishal sancılarından öte bir şey anımsatmıyorum... biliyorum... Yarın ölüşümle 69. ölümümü tamalayıp huzura ereceğim... 6669 kere ağlasan ardımdan ne çıkar artık...? Hadi git fincanı yıka... iyi durulamayı unutma belki ruhum yapışır tabağa...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Heterosexueller Sizi Anlamıyorum

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro